Bu pazar, Katolik Kilisesinde Kutsal Merhamet gününü kutluyoruz. Dokuz gün süren ibadetler dizisi geçen hafta Kutsal Cuma ile başlamıştı. Bugünkü bayram ise bizlere özel bir mesaj bize iletiyor: Allah bizlere bir hakimin yargılayan gözleriyle değil, sevgi ile bakıyor. İşte bu sevgiden Tanrı’nın kutsal merhameti doğmaktadır.
Bizler de, Allah’ın bu sevgi mesajını kabul ederken, kendi hayatımızda Tanrı’nın bizlere bahışladığı rahmeti yaşamamız gerekiyor. Allah’ın önünde bizler, sadece alamayız, sürekli vermemiz lazım. Eğer vermiyor ve paylaşmıyorsak, dirilmiş olan Rabbin, yalan yanlış inananları, ve takipçileri olarak hayatımızı sürdürürüz.
Birinci okumada Allah’ın dirilişe ilk inanan Hıristiyan topluluğunda nasıl çalıştığını görüyoruz. Onların hiçbir şey yapacak güçleri yoktu. Neden? Çünkü korkuyorlardı. Onları korku sarıp kapatmıştı. Ancak Kutsal Lütfü kabul ettikleri ve İsa Mesih’in dirilişine inandıkları andan itibaren, hakkında konuşmaya başladılar. Ve bu konuşma artık bir yükümlülük haline gelmişti. Allah’ın kendisi onlardan konuşmalarını istemişti ve bu yüzden onları durdurmak neredeyse mümkün olmamıştı.
Rab de her gün yeni kurtulanları onlara katıyordu , Habercilerin İşleri kitabında böyle yazıyor. Bu onların çabalarının meyvesi değil, Rab’ın lütfu olmuştur.
Başlangıçta söylediğim gibi, Allah’tan aldığınız bir şey, sizlerden bir cevap, bir karşılık bekliyor. Yani ücretsiz aldığınız o şey, sizlere bir yükümlülük oluyor. Mesela Allah tarafından affediliyorsanız: nasıl komşunuzu affetmeyebilirsiniz? Ancak insanlık ve insan olmak kolay değilse, Allah’tan bu yardımı isteyin!
Bunlar habercilerin öğretisini dinlemekte, ruhsal paydaşlıkta, ekmek bölmekte ve dualara katılmakta sürekli bağlılık gösterdiler.
Rabbin kurtuluşu kabul ettiysek, onun dirilişine inanıyorsak, bu inancı sarsıntılı ve devam etmeyen bir şekilde yaşamak olmaz. Bu inancı sürekli yaşamak gerekiyor. Sadece Paskalya Ayine katılmak ve daha sonra ara vermek, bizleri Hristiyan yapmaz. Tüm hayatımız inancı yaşamak zorundadır çünkü bu bir yaşam felsefesi, yaşam stilidir.
Temel bir şeyi asla unutmamalıyız: bizim inancımız Allah’ın hediyesidir. Ve bir yandan da bu inanç, bizlerin katılımına ihtiyaç duymaktadır!
İsa dirildi!